
19 Mart itibarıyla Türkiye piyasalarında ciddi dalgalanmalar yaşandı. Gelişmeler karşısında TCMB, BDDK, SPK gibi ekonominin tüm aktörleri ek tedbirleri devreye aldı.
İlk olarak alınan tedbirlere bakalım;
· TCMB, TL’deki hızlı değer kaybının önüne geçmek için döviz satışı gerçekleştirdi. Bu gelişmenin etkisiyle 41 TL’yi gören kur 38 TL seviyelerinde dengelendi.
· Gecelik borç verme faizi oranı 20 Mart’ta yüzde 44’ten yüzde 46’ya çıkartıldı. Burada da temel amaç enflasyon görünümüne yönelik riskleri dengelemekti.
· TL uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemleriyle döviz piyasasındaki oynaklığın dengelenmesi amaçlandı.
· Bir haftalık repo ihalelerine ara verildi. 91 güne kadar vadeli likidite senetleri ihraç edildi.
· Borsadaki şirketlerin hisse geri alımları kolaylaştırıldı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ek tedbirlerin gerekirse devreye alınabileceği mesajını verdi. Aynı mesajı TCMB Başkanı Fatih Karahan da yabancı yatırımcılarla gerçekleştirdiği toplantıda verdi. Gecelik fonlama fazinin artırıldığı ara toplantının tutanaklarında da “ek tedbir” vurgusu yapıldı.
Peki bu ek tedbirler neler olabilir?
Eski ABD Merkez Bankası Başkanı (Fed) Ben Bernanke’nin dediği gibi: “Para politikasının yüzde 98’i iletişim, yüzde 2’si eylemden ibarettir.”
Ekonomi yöneticileri “Gerekirse ek tedbirler alırız.” diyerek aslında piyasaya önleyici bir mesaj verir ve beklentileri yönetmeye çalışır. Dolayısıyla “Ek tedbir alırız.” demek aslında tedbirlerin ilki sayılır.
Yeni bir dalgalanma olması halinde devreye alınacak diğer olası hamlelere gelecek olursak;
· Merkez Bankası -17 Nisan toplantısında olmasa da- faiz artırımına gidebilir. Artış sadece politika faizi için olmak zorunda değil. Zaten yüzde 46’ya yükselttiği gecelik fonlama faizine ek artış da gelebilir. Tabii bu senaryo enflasyondaki görünümün bozulmaya başladığı bir trend için geçerli.
· Diğer yandan zorunlu karşılık hamlesi izleyebiliriz. Bankaların MB’de tutmak zorunda olduğu rezerv oranı artırılarak piyasadan TL çekilebilir. Bu adım kredi hacmini daraltarak iç talebi de yavaşlatabilir.
· Kredi büyümesi sınırlandırılabilir. Özellikle aylık yüzde 1,5-2 olan aylık kredi büyüme sınırı daha da aşağı çekilebilir.
NTV Geri Sayım programına katılan Coface Türkiye ve Ortadoğu ve ekonomisti Seltem İyigün de bu konuya değindi, kredi büyümelerine ilişkin doğabilecek sorunları vurguladı. İyigün, “Kredi daralmasının bir maliyeti olacaktır. Bundan özellikle düşük kar marjıyla çalışan imalat sektörü olumsuz etkilenebilir.” dedi.
Son olarak eklenecek adımlara rezervden döviz satışının devamını ekleyebiliriz. Ayrıca kamu bankaları aracılığıyla döviz arzı artırılabilir. Swap ve vadeli döviz satış ihaleleri daha agresif hale getirilebilir.
0 Comments